|
Hıristiyanlık aleminde Antakya'nın
önemi büyüktür. Yeruşalem ( KUDÜS ) Kilisesinden sonra en eski
kilisedir. Zira Mukaddes kitap ( Yeni ahit-resullerin işleri )
Antakya' nın önemini zikretmiştir. Kudüs'ten sonra ikinci
merkez sayıldığı için Antakya Patrikliğine " Ana Kilise" denir. İlk Kilise olarak imana
önem vermekle birlikte, Pavlus ve Barnaba
Yeruşalem'deki Hıristiyan mü-min kardeşlere para yardımları
göndermiştir. ( Resullerin İşleri 11-29 ) Ancak işi tamamladıktan
sonra beraberlerinde Yuhanna lakaplı Markos ile Antakya' ya geri
döndüler
Antakya Kilisesi büyümeye başlamış ve
imanlıları çoğalıyordu. Zira Petrus ve Pavlus'un Antakya Kilisesine
verdikleri talim ( eğitim ) resuller topluluğundan ve kurtarıcı bir
eğitim idi.
İki resul Barnaba ve Pavlus 42.
miladi yılında Antakya Kilisesini tesis etmişlerdi. 45-53 miladi
yılları arasında olan 8 yıl Petrus tarafından yönetilmiştir.
Daha sonra Petrus başkent Roma' ya gidip oradaki kiliseyi tesis
etmiş ve orada şehit düşmüştür. Resullerin İşleri (11-25)' e göre
Antakya Kilisesine ilk olarak Hıristiyan Kilisesi adı verilmekle
beraber imanlılarına da Hıristiyan adı verildi. Bu da büyük
bir övünme kaynağıdır.
|
Petrus ilk olarak Patrik yani aşiret
reisi adını aldı. 451 miladi yılında Kalidonya topluluğu
bu isim hakkını Antakya' ya vermekle beraber 1. Patrik
Kürsüsünü Petrus' a verdi. Zira 1. ilahiyat Nikya
Topluluğu 2. İlahiyat Konstantina Topluluğu ve bütün Maşrek (
Doğu ) rahipleri, Antakya Patrikliğinin
otoritesinin ve üstünlüğünü itiraf ve tespit etmişlerdir. |
 |
|
Antakya kürsüsü 1098
miladi yılında Antakya Frengiler tarafından hücuma uğramıştı. Büyük
belalara sahne olmakla beraber 1268 yılında Zaher Baybars'ın
eline yenik düşmüştür. Bu esnalarda Antakya patrikleri
Konstantina ( İstanbul ) da
ikamet etmekteydi ve mukaddes Antakya Kürsüsü 1342' ye kadar Küçük
Asya'da bir yerden bir yere dolanıyordu, böylece beş patrikten sonra
Şam'a intikal ve ikamet etti ( 1343). II.
Iğnatios Şam'da ilk ikamet eden
Antakya Patriği olmuştur.
Antakya St. Petrus ve St.
Pavlus Katedrali
Doğu Ortodoks Kiliselerinin en güzelidir. Bizans imarına uygun
olarak inşa edilmiştir. Ancak 1872 yılındaki depremde büyük zarar
görmüş, Rus mühendislerin etkisi ve yardımı ile tekrar inşa
edildiğinde Rus imar tarzını biraz almıştır.
|
|
Mısır Bilad Al Şam hükümdarlığı zamanında
Mohammed Ali oğlu İbrahim Paşa'nın izni ile 1833 yılında Antakya
Kilisesi inşa edildiğinde, Junayne bahçe mevkiinde tahtadan yapılmış
basit bir bina idi. Antakya Kilisesi daha sonra genel temel yola
bakan yüksek bir mevkide beyaz taştan inşa edilmiş ve çok geniş bir
saha ile çevreli olmakla beraber, sahanın etrafında bazı basit
binalar vardır. Kilisenin ön yüzü 70x70 cm2 li şekilde
iki sütun üzerine oturtulmuştur. 1862 yılında ölen Mihail adında
genç adam için sol sütun üzerinde 2 m. yüksekliğinde taş üzerinde 12
satırlık bir şiir nakış edilmiştir. Zira ebeveyinleri anne ve babası
kiliseye çok büyük bir malı ve parayı hibe ettikleri için ölen
oğullarının hatırasına işbu şiir yazılmıştır. |
|
 |
 |
Kilisenin üç holu ( Salon ) ve üç
kraliyet kapısı vardır. Batıdan kadınlara ait iki kat ve üç
kapı vardır. ( Batı- Kuzey- Güney )
|
|

Kilisenin heykel bölümünde
antika tepsi ve kase vardır. Antika gümüş üzerinde inci işlemeli
altın ile şaheser bir bardak kapağı ve tepsisinden
ibarettir. |
|
Kilisede bulunan antika ikonalar ise Bizans, Rus ve Suriye menşeilidir. |
 |
|
 |
Ayrıca antika taştan yapılmış Taufe
Curunu ( Vaftiz Kuyusu ) vardır. Suyu ise rahiplere ait
kilisenin altında bulunan mezarlığa dökülmektedir.
|
| |
Kilise çanı 1931 yılında
bindirilmiş olup 1986 yılında onarım görmüştür.
Kilisemiz 2000 yılında 6 ay
süren bir çalışma ile restore edilmiştir.
|
|
 |
Katedralin kuzeyinde 1911 yılında Patrik IV.
Gregorios zamanında yapılmış olan Ruhban Okulu şimdilerde karşılama
salonu olarak kullanılmaktadır.

Bu bilgiler Şam' da
bulunan Antakya Rum Ortodoks Patrikhanesinden temin edilmiştir. |